Akdeniz Bölgesi, adini komsu oldugu denizden alir. Bölge genisligi 120180 km arasinda degisen bir serit halinde, batida Köycegiz dolaylarindan baslayarak, doguda Hatay ilinin bitim noktasi olan Basit Burnu yakinina kadar sokulur. Yaklasik 120.000 km2Ôlik yüzölçümüyle Türkiye'nin toplam yüzölçümünün yaklasik %15'ini olusturur. Hatay, Adana, Içel, Antalya, Isparta, Burdur ve Kahramanmaras ilinin büyük bir bölümü Akdeniz Bölgesi'ndedir. Ayrica Mugla ilinin Köycegiz, Dalaman, Ortaca ve Fethiye ilçeleri de Akdeniz Bölgesi'ne girer. Akdeniz Bölgesi'nde tarim ve sanayi genis yer tutar. Bölgenin kiyi kesimlerinde son yillarda sanayi bitkileri ekimine genis yer verilmekle birlikte, tahil tariminin büyük önem tasidigi görülür. Nitekim Akdeniz Bölgesi'ndeki ekili alanlarin yaklasik üçte ikisi tahil tarlalariyla kaplidir. Tahil ürünleri arasinda, bölgenin bütün illerinde bugday basta gelir ve onu arpa izler. Sanayi bitkilerinden pamuk, bölgenin ana gelir kaynagidir. Bölgenin pamuk üretimi, Türkiye üretiminin üçte ikisi kadardir. Hatay ili ve Göller Bölgesi'nin bazi kesimlerinde tütün tarimi yapilmaktadir
AKDENİZ BÖLGESİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Akdeniz Bölgesi, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biridir. Anadolu’nun güneyinde Akdeniz kıyısı boyunca uzanır; genişliği 120-180 km arasında değişir. Batı ve kuzey batısında Ege Bölgesi, kuzeyinde İç Anadolu Bölgesi, doğusunda Güneydoğu Anadolu Bölgesi, güneyinde ise Akdeniz bulunur. Güneydoğudan Suriye ile komşudur.Türkiye’nin başka bölgelerinde olduğu gibi Akdeniz Bölgesi’nde de bölge sınırları ile yönetim birimleri olan illerin sınırları tümüyle çakışmaz. Akdeniz Bölgesi sınırları içerisindeki iller şunlardır: Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, İçel,Kilis, Kahramanmaraş, (Afşin ve Elbistan ilçeleri hariç) Konya’nın Halkapınar, Yalıhüyük, Seydişehir, Derebucak, Başyayla, Sarıveliler ve Ermenek ilçeleriKaraman'ın merkez ilçe ve Ayrancı ilçelerinin bazı bölümleriAfyon Karahisar’ın Başmakçı, Dinar ve Dazkırı ilçeleriDenizli'nin Ortaca ilçesiKonumu ve sınırlarIAdını güneyindeki denizden alan Akdeniz Bölgesi, kuzey batıda Ege Bölgesi, kuzeyde İç Anadolu Bölgesi, kuzeydoğuda Doğu Anadolu Bölgesi ve doğuda Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile komşudur. Kıyı uzunluğu doğuda Suriye sınırından batıda Dalaman Çayına kadar 1542 Km’dir. Bölgenin batı sınırı daha batıdaki Karaağaç Koyuna kadar uzanır. Akdeniz Bölgesi'nin yüzölçümü 110.000 kilometrekare dolayındadır; Türkiye toplam alanının yaklaşık %14’ünü kaplar. Yüzölçümü bakımından Türkiye'nin dördüncü büyük bölgesidir. Yeryüzü şekilleriAkdeniz bölgesinin dağlık ve oldukça engebeli bir yapısı vardır. Bölgenin yeryüzü şekillerinin ana çizgilerini Toroslar belirler. Antalya Körfezi’nin iki yanında yer alan Batı Toroslar, Kuzeyde Göller Yöresinde birbirine yaklaşıp sıkışır. Teke Yarımadası’nın batısında beliren Batı Toroslar, Taşeli Plato’suna kadar uzanır. Genellikle kalker ve ofiyolitli kayalarından oluşan bu dağlar kırıklı ve kıvrımlı bir yapı gösterir. Batı Torosların en yüksek noktası Beydağlarındaki 3096 m’lik Kızlar Sivrisi Tepesidir. Göller Yöresi’nin kalker oluşumu, sarp dağlarının ortalama yüksekliği 2000-2005 m arasındadır. Yüksek kütleler arasında Avlan, Gördes, Söğüt gibi karstik kökenli çanak biçimli çukur alanlar vardır. Bu kesim aynı zamanda düden, obruk, mağara, yer altı dereleri, suyutan ve voklüz kaynakları gibi karstik şekiller bakımından da zengindir. Türkiye’nin, Beyşehir ve Eğridir gibi büyük tatlı su gölleri buradadır. Batı Toroslar, dik eğimli yamaçlarından inen bol sulu akarsular tarafından parçalanmış ve genellikle boylamasına uzanan derin vadiler ortaya çıkmıştır. Orta Toroslar, güney batıdaki Taşeli platosu ile kuzey doğudaki Uzun Yayla arasında uzanır. Bu kesimdeki başlıca yüksek kütleler batıdan doğuya doğru Bolkar Dağları, Aydos Dağları, Aladağlar, Tahtalı Dağlar ve Binboğa Dağlarıdır. Orta Torosların en yüksek noktası Aladağlar’da 3756 m’ye yetişen Demirkazık Tepesidir. Orta Toroslar Uzun Yayla’da 1500m yüksekliğindeki bir platoya dönüşür. Orta Toroslar kuzey-güney doğrultusunda akan bol sulu akarsular tarafından parçalanmıştır. Göksu, 130 km uzunluğundaki Limonlu Çayı, Tarsus çayı bunların başlıcalarıdır. Bu akarsular kalker oluşumlu dağlar arasında, derinliği 1000m’yi bulan vadiler açar ve yörenin yüzey şekillerinin sert bir görünüm almasına neden olur. Amanos Dağları (Nur Dağları), Toroslar dağ sisteminin en güneyindeki bölümünü oluşturur ve İskenderun Körfezinin doğusunda dik bir duvar gibi yükselir. Lübnan topraklarından doğarak kuzeye doğru akan ve Antakya yakınlarında dik bir açıyla batıya dönen Asi Irmağı, Amik Ovasının Güneybatı ucunda, geniş tabanlı bir vadiden geçer ve Samandağı yakınlarında Akdeniz'e dökülür. Çukurova, doğuda Amanos Dağları, batıda ise Orta Toroslarla sınırlanır. Bu geniş düzlük batıda Seyhan doğuda Ceyhan ırmaklarının taşıdığı alüvyonlarla oluşmuş büyük bir delta ovasıdır. Çukurova’nın kuzey kesimleri bu iki ırmağın kolları ile yeryer parçalanmış bir plato görünümündedir; buna karşılık güneyde tekdüze bir hal alır. Bölgedeki en önemli akarsular doğudan batıya doğru sırasıyla Asi, Ceyhan ve Seyhan ırmakları ile Göksu, Köprü Suyu, Aksu, Eşem ve Dalaman çaylarıdır. Başlıca doğal göller Beyşehir, Eğridir, Burdur ve Suğla gölleridir. Kıyılarda ise irili ufaklı birçok lagün vardır. En önemli yapay göller ise Seyhan ve Aslantaş baraj gölleridir. Akdeniz kıyıları genellikle, az girintili çıkıntılı olması ve geniş yaylar çizmesi bakımından Karadeniz kıyılarına benzer; kıyı sahanlıklarına da pek rastlanmaz. Bölgenin en batı kesiminde ise dağlar kıyıya dik uzandığı için, burada Ege kıyılarına benzeyen daha girintili çıkıntılı bir kıyı tipi vardır. Bu kıyıların, yakın zamanlardaki bir deniz düzeyi yükselmesi sonucu oluştuğu sanılmaktadır. Engebeli kıyının içine sokulmuş küçük koylar, adalar ve yarımadalar bu yükselme nedeniyle ortaya çıkmıştır.
İklimBölgede genelde yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. Ancak yüksekliğe bağlı olarak iklim özellikleri oldukça önemli farklılıklar gösterir.
Bitki örtüsü Dağların denize bakan yamaçlarında ve arkalarında çukur alanlar ise karasal etkilerin arttığı bir iklim tipine rastlanır. Gene de Akdeniz’in etkisi nedeniyle bu kesimlerdeki iklim, İç Anadolu’daki kadar şiddetli karasal özellikler taşımaz. En sıcak ay ortalaması kıyılarda 27-28°, iç kısımlar 23-25° dir; en soğuk ay ortalaması ise kıyıda 10° dolayında iken iç kısımlarda 1,5-2° kadar iner. Benzer biçimde, yıllık ortalama sıcaklık kıyılarda 18-20°, iç kısımlarda ise 12-14° kadardır. Bu sayede turizm gelişmiştir.Turizm bölgenin önemli geçim kaynaklarındandır.Aynı zamanda iklim şartları nedeniyli bitki örtüsü makidir
Nüfus ve yerleşme1990 nüfus sayımı sonuçlarına göre Akdeniz bölgesinde 8 milyona aşkın insan yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu km2’de 74 kişidir; bu da km2’de 73 olan Türkiye ortalamasına çok yakındır. Bölge nüfusunun %54’e yakın kısmı il ve ilçe merkezlerinde, %46'sı ise bucak merkezi ve köylerde yer alır.
Akdeniz Bölgesi
Ana Sayfa
kaynak : www.allaboutturkey.com
Akdeniz Bölgesi'nde meyve ve sebze yetistirilen dikili alanlar da büyük yer tutar. Turfandacilik, son yillarda ulasimin gelismesine dayali olarak çok ilerlemistir. Meyvecilikte ilk sirayi turunçgiller alir. Türkiye'nin turunçgiller üretiminin beste dördünden fazlasi Akdeniz Bölgesi'nde gerçeklesir. Muz ise yanlizca bu bölgeye özgü bir meyvedir. Bölgenin en hizli sanayilesen kesimi Çukurova'dir. Çukurova ayni zamanda Türkiye'nin de baslica sanayi merkezleri arasinda yer alir. Adana'daki çesitli sanayi kollari (özellikle tekstil) yaninda, Akdeniz Bölgesi'nin baslica sanayi tesisleri arasinda; Mersin Petrol Rafinerisi (ATAS), Iskenderun Süperfosfat ve DemirÇelik Fabrikalari, Antalya Ferrokrom ve Seydisehir Alüminyum fabrikalari sayilabilir. Akdeniz Bölgesi, özellikle Antalya Körfezi çevresindeki dogal ve tarihsel zenginlikler sayesinde, Türkiye'nin en önemli turizm merkezi olmustur. Antalya körfezi çevresinde, hiçbir Akdeniz ülkesinde rastlanmayacak ölçüde dogaya saygili, modern ve son derece gelismis mimari konumlariyla çesitli tatil köyleri ve oteller yer alir. Turistlerin Her Mevsim Akin Ettigi Kiyi Kenti Antalya dogal güzelliklerinin yaninda, kültürel ve tarihi zenginlikleri ile de turistlerin ilgisini çekmektedir. Bölgenin tarihi evrimi Paleolitik Devir'den (M.Ö. 50.000) günümüze kadar uzanir. M.Ö. 2. yüzyilda Bergama Krali II. Attalos tarafindan kurulan kentin tarihi isimleriyle batisinin Likya, dogusunun Pamfilya ve kuzeyinin Pisidya olarak isimlen dirilen bölgelerinde birçok antik kent bulunur. Kentin sembolü durumundaki Yivli Minareli Cami, Murat Pasa Camii, Tekeli Mehmet Pasa Camii, eski Antalya evlerinin bulundugu Kaleiçi Mahallesi, çesitli egzotik Akdeniz bitkileriyle bezenen Atatürk ve Karaalioglu parklari, Hadrianus Kapisi, Atatürk ve Arkeoloji müzeleri görül meye degerdir. Kentin dogusunda yer alan Lara plaji ile batisindaki Konyaalti plaji yüzmek için idealdir. Bu plajlarin yanisira Antalya'da, içlerinde çesitli su oyunlarinin yeraldigi iki de su parki bulunmaktadir. Yukari ve Asagi Düden Selaleleri, Kursunlu Selalesi, kis sporlari merkezi Saklikent, Güllük Dagi Milli Parki ve bu park içinde yer alan antik dag kenti Termessos ve Yontma Tas devri insanlarinin yerlesim yeri olan Karain Magarasi, Antalya'nin yakin çevresindeki ilgi çekici yerler arasindadir. Antalya'nin bati sahilinde yer alan Kemer, Akdeniz'in en güzel tatil merkezlerindendir. Çevresinde dogaya, çevreye ve insana saygi duyularak insa edilmis çok sayida tatil köyü bulunur. Hareketli marinasi, renkli çarsilari, barlari, restoranlari ve birbirinden güzel aktivitelerle dolu yasantisiyla Kemer'i yasamak gerekir. Her yil Nisan ayinda düzenlenen Kemer Karnavali yöreye ayri bir renk katar. Kemer'in güneyinde bulunan Faselis, tarihi bir liman kentidir. Birbirinden güzel dogal koylara sahip olan Faselis kentinin çevresi ormanlarla kaplidir. Faselis'in güneyinde ise tarihi Olimpos kenti yer alir. Kentteki harabeler defne ormanlariyla çevrilidir. Olimpos'un kuzeyinde Çirali adi verilen 300 metre yüksekliginde kutsal bir alan bulunur. Buradaki kayalarin arasindan kendiliginden çikan gaz, havanin oksijeni ile birlesince yanmaktadir. Mitolojiye göre yanan alev, Likyali kahraman Bellerofontes'in öldürdügü canavarin agzindan çikmaktadir. Antalya'nin sirin ilçesi Finike, çevresindeki portakal bahçeleri ile taninan bir tatil beldesidir. Finike'nin batisinda ise Demre, tarihi ismiyle Myra bulunur. Dünya çocuklarinin sempatik büyükbabasi Noel Baba burada yasamis ve hayata veda etmistir. Mezarinin bulundugu yere yapilan kilise daha sonra Noel Baba Müzesi'ne dönüstürülmüstür. Her yil Demre'de Noel Baba Festivali düzenlenmektedir. Antalya'nin bati sahilindeki bir diger tatil beldesi olan Kalkan, Avrupa Rönesansi'ni animsatacak kadar güzel bir mimariye sahip otelleriyle görülmeye degerdir. Kalkan çevresinde Türkiye'nin en uzun plaji olan Patara Plaji (22 km) uzanir. Bu plaj ayni zamanda Avrupa'nin da en uzun plajidir. Patara tarihi kent alaninda Likya döneminden kalma çesitli yapilar bulunur. Patara'nin kuzeyinde Likya'nin tarihi baskenti olan Xanthos ve yine Likya'nin kutsal kentlerinden biri olan Letoon yer alir. Daha kuzeyde ise Pinara ve Tlos gibi antik kentler bulunmaktadir. Bu kentler mimari konumlariyla görülmeye deger güzelliktedir. Pamfilya Bölgesi Antalya'nin dogu bölgesi tarihte Pamfilya Bölgesi olarak isimlendirilmekteydi. Sahillerinde uzun ve ince kumlu plajlarin yer aldigi bölge bugün tatil beldeleri, tarihi kentleri ve zirai alanlariyla taninmaktadir. Antalya'nin 18 km dogusunda bulunan Perge antik kenti, ilk defa Hititler tarafindan kurulmustur. Kentteki mimari eserlerin çogu Roma döneminden kalmadir. Tarihi yapilar arasinda tiyatro, stadyum, kent kapilari, caddeler, agora ve hamamlar turistlerin ilgisini çeker. Antalya'ya 40 km uzaklikta bulunan Belek sahillerinde büyük ve modern tatil kompleksleri uzanir. Fistik çamlariyla kapli olan Belek'te genis alanlari kaplayan uluslararasi standartlardaki yesil sahalarda golf oynamanin tadina doyulmaz. Antalya'dan 50 km uzaklikta bulunan Aspendos antik kenti geçmiste Pamfilya Bölgesi'nin en önemli sehirlerinden biri idi. Kentteki en önemli mimari eser tiyatrodur. Mimar Zenon tarafindan M.S. 2. yüzyilda yapilan tiyatro, Anadolu'nun en iyi korunan eski yapilardan biridir. 15.000 kisiyi alabilen Aspendos tiyatrosu, fevkalade bir akustige sahiptir Her yil düzenlenen sanat festivali etkinlikleri çerçevesinde tiyatroda klasik konserler, zengin kostümlü operalar, baleler ve tiyatro eserleri sahnelenir. Aspendos ayni zamanda altin isleme ve mücevher kesim merkezidir. Turistlerin yogun ilgisini çeken bu merkezde altinin nasil islendigi görülebilir. Side Türkiye'nin en önemli tarihi kentlerinden biridir. Antalya'nin 80 km dogusunda küçük bir yarimada üzerinde yer alir. 25.000 kisilik tiyatrosu, bölgedeki tiyatrolarin en büyügüdür. Hamam kalintilari restore edilerek müze haline getirilmistir. Apollo Mabedi, agora, anitsal çesmeler, surlar ve liman kalintilari kentin en fazla ziyaret edilen yerleri arasindadir. Güzel plajlariyla Alanya, ülkenin kentlesmis tek tatil beldesidir. Sahiller boyunca çesitli otel ve tatil köyleri bulunur. Modern Alanya, bati ve dogu sahilleri boyunca uzanir. Tarihi Alanya ise kentin tam ortasindan Akdeniz'e dogru uzanan yarimadanin üzerinde yer alir. Selçuklu Devleti'nin kislik baskenti olan Alanya'da Selçuklular'dan kalma birçok tarihi eser bulunur. Göller Bölgesi Akdeniz bölgesinin baslica gölleri batidaki Göller Bölgesi'nde toplanir. Göller bölgesinin ortasinda yer alan Isparta ili nefis gül bahçeleri, gülyagi ve dünyaca ün yapmis halilari ile taninir. ülkenin en güzel göllerinden olan Egirdir, Beysehir gölünün bir kismi ve Kovada gölleri Isparta'dadir. Egirdir gölünün kuzeyinde antik kent Pisidian Antiocheia yer alir. Apollo Mabedi, Hamam, Aziz Paul Bazilikasi, tiyatro ve su kemerleri antik kentte bulunan önemli eserlerdir. Kentin güneybatisinda yer alan Gölcük krater gölüne ise gül bahçeleri arasindan geçi lerek gidilir. Masmavi göllerin ili olan Burdur çevresinde 14 göl bulunmaktadir. Kentte yogun olarak ziyaret edilen yerler arasinda 597 metre uzunlugu ve içerisindeki 9 adet gölüyle insuyu Magarasi, çevresinde ince kumlu plajlarin bulundugu ve dogal güzellikleri ile taninan Salda Gölü, Cibyra (Gölhisar) ve Sagalassos (Aglasun) antik kentleri ile Kuruçay ve Hacilar Höyükleri bulunur. Dogu Akdeniz Akdeniz bölgesinin dogusunda yer alan Antakya, tarihi zenginliklerin yanisira çevresindeki tabiat güzellikleri ile de büyük bir turistik deger tasir. M.Ö. 307'de Büyük iskender'in generallerinden Antigonus tara findan kurulan kent, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir ticaret, bilim ve inanç merkezi olmustur. Hiristiyanligin yayilmasinda önemli rol oynayan yörede, bu dine inananlara tarihte ilk kez "Hiristiyan" denilmistir. Sehrin dogusunda ilk Hiristiyanlarin ayin düzenledikleri Aziz Peter Kaya Kilisesi bulunur. Mozaik Müzesi'nde, Antakya çevresinden derlenen harikulade güzellikte ve dünyaca ünlü mozaikler sergilenmektedir. Önceleri kilise olan HabibNeccar Camii ise Sultan Baybars tarafindan camiye çevrilmistir. Kentin en büyük camii olan bu yapi 17. yüzyilda restore edilerek bugünkü görünümünü almistir. Kentin dogu tepelerinde yer alan, Romalilar tarafindan insa edilmis Antakya Kalesi de çesitli restorasyonlar geçirmistir. Antakya'nin en büyük ilçesi olan iskenderun büyük bir sanayi ve ticaret limanidir. Türkiye'nin en genis ve uzun sahil gezinti bulvari iskenderun'da bulunur. Palmiyelerle çevrili seritte çesitli parklar, kafeler ve restoranlar yer alir. Kentin 34 km güneyinde bulunan Uluçinar (Arsuz) plajlariyla taninan bir tatil beldesidir. Iskenderun'un güneydogu sundaki Sogukoluk ise yazin serinlenebilecek bir yayladir. Çam ormanlariyla kapli yaylanin denizden yüksekligi 850 metredir. Zengin bir tarih beldesi olan Kahramanmaras ilinin çevresi yemyesil ormanlarla kaplidir. Kahramanmaras geleneklerinin sürdürüldügü tarihi evler restore edilerek veya korunarak yasatilmaya çalisilmaktadir. Kentte bakircilik, pirinççilik, tahta ve sedef oymaciligi gibi el sanatlari çok gelismistir. Bunun yanisira altin ve gümüsten yapilan süs esyalari ve takilari da ünlüdür. Dibek'te dövülerek yapilan Maras dondurmasi tüm Türkiye'de sevilir. Sanayii hizla ilerleyen Kahramanmaras ili, tarihi eser bakimindan da zengindir.
1 Haziran 2010 Salı
Yazar:tekeli
YÖRÜKLERDE KÖY SEYİRLİK OYUNLARI
Yörükler nişanlarda, düğünlerde ve toplantılarda çeşitli halk oyunları oynarlar. Bunlardan bir kaçını şöyle sıralayabiliriz. Çiftetelli, üç ayak, sinsin, cirit vb.
Yörükler halk oyunlarının dışında seyirlik oyunlar da oynarlar. Bir kaç örnek verelim.
a. YÜSSÜK OYUNU
Çok yaygın oynanan bir oyundur. Oyuncular iki gruba ayrılır. Bir yüzük fincanlardan birinin altına konur. Bulan taraf diğer tarafa çeşitli cezalar verir. Bunlar yemek yedirme, tatlı aldırmadır.
TONGAVAT KALDIRMA (TONGAVIT) OYUNU
Mersin, Mut, Hacıahmetli köyü yörüklerinde düğünde misafirlere ikram edilecek yemeklerin büyük bir kısmı oğlan evinden gönderilir. Bu yemeklerin kız evine götürülmesi törenine tongavat kaldırma adı verilir. Yemekler, tongavat kocası denen bir erkekle yengeler eşliğinde çalgıyla götürülür. Düğün bayrağı dikilmiş ve düğün başlamıştır. Yiyeceklerin yanında ziyafette kesilmek üzere süslenmiş koç veya keçi oğlan evinde kesilirken bir cümbüş kurulur. Belli sayıdaki tongavatcı gençler tongavatcılar oyununu oynarlar. Oyun şöyle oynanır.
TONGAVATCILAR OYUNU:
Oyuncular:
1.Tüfekçi
2.Bayraktar
3.Denetleyici
4.Yemekçi
5.Tongavat kocası
6.Tongavat karısı yardımcısı
7.İki çocuk.
Olay oğlan evinde geçer.
Denetleyici - Haydin kız haydin eşekleri ney hazırla. Iraz nerdesin? Ahmet çabuk eşekleri hey hazırla, daha çok iş var.
Ahmet - Geliyorum yav, aceleniz ney? (Eşeği hazırlar).
Yemekçi - Ahmet ağa, neler gidecek, oduncular ney gittiler mi?
Ahmet - Onlar akşamdan gittiler, geldiler bile yav.
Denetleyici - Iraz, oy Iraz, yerin dibine mi battın kız? (Iraz elinde iki horozla gelir).
Iraz - Fatma abla, öyle bunların peşindeyim. Bunlar gidecek. Hindiden Yakup’un oğlu Mehmet gözü dikti. Düğünde gece yeriz deyi. Herkes yesin diye tutuverdim, belki çalarlar.
Fatma - Hindiden onların acelesi ne? Tahıl ney hazır mı? Yağ, fasulye, nohut nerde?
Iraz - Al kız, al iki keserler hepiciği hazır.
Fatma - Iraz abla, tahıl ney kaç havay?
Iraz - Dört havay Fatma, yetmez mi?
Fatma - Ne biley, hazar yeter.
Diğer komşular gelir.
Emine - Iraz aba kız, böyle ney mi gidecek bunlar, eğlenmeyecek miyiz?
Iraz - Ne bileyim a Emine, Ahmet pek sinirli.
Eşekler hazırlanır. Yüz yüklenir, oğlan evinin önünde üç silah atılır. Bayrak dikilir. Önde bayraklar, arkasında silahşörler, eşeklere tongavatcı karılar binerler. Arkalarına iki çocuk bindirilir.
Düğünlerde oynanan oyunlardan birisi de deve botlaması oyunudur.
DEVE BOTLAMASI OYUNU
Oyun, göç sırasında bir ailenin devesinin yavrulaması olayının ailede uyandırdığı mutluluk üzerine kurulmuştur. Oyun meydanda ve bir ateş etrafında oynanır. Odunun ateşi oyunun dekorunu tamamlar. Oyunda zenne rolünü kadın kılığına girmiş bir erkek oynar. Zenne müzik eşliğinde oynar. Bu oyunda geri zekalı bir arap tipi vardır. Arap bir tulumla güreş eder.
İki yaşlı yörük otururken devenin botlamak üzere olduğu haberi gelir. Bütün aile fertleri doğuma yardım ederler. İki kişinin oluşturduğu temsili deveyle bir kişinin temsil ettiği boduk (deve yavrusu) dinlenirken komşular çağrılır. Onlara ziyafet verilir. Bu arada çalgıcılar da getirilip şenlik kurulur. Şenlik sırasında ihtiyarla beraber karısı da oynar. Bu oyunları köy meydanında kadın erkek birlikte seyreder. Müstehcen diye nitelenebilecek konuşmalar, laf atmalar sürerken kimse rahatsız olmaz.
Oyunlar oynanırken arap sık sık ortaya girerek oyuna karışır. Arap kovalanırken ikinci bir oyun ortaya çıkar. Arap seyircilerin arasına kaçar. Bazılarının üzerinden atlar, bazılarının üzerine düşer. Bu kovalamaca sürerken bir ara arap elindeki tulumla gelip güreş tutar.
Oyun doğmaca oynandığı için oyuncular yeteneklerine göre güncel konuları işlerler. İmamın bir davranışı, muhtarın yanlış davranışı, köyün cimri zenginleri şakalarla eleştirilir.
Oyunun son bölümünde karı ile koca arasında doğan boduğa isim verilmesi konusunda bir tartışma çıkar. Kadın aile içinde kocası kadar kendisinin de söz hakkı olduğunu söyler. Tartışma uzar, kadın sözünü geçiremeyeceğini anlayınca ortadaki yoğurt kabını kocasının yüzüne kapatır. Koca da su kabını alıp karısının başında parçalar. Böylece oyun güldürücü bir sonla biter.
Oyuncuların makyajları köylüler tarafından yapılır. Cüce rolünü oynayan oyuncunun karnına bir erkek yüzü çizilir. Oyuncu karnını oynatarak hareketler yapar.
Bir diğer seyirlik yörük oyunu da Köşker oyunudur.
KÖŞKER OYUNU
Usta - Bu vatandaşların ayağı hep yalın kalmış.
Çırak - Ne yapacağız ya?
Usta - Çizme dikeceğiz.
Çırak - Çizme dikelim.
Usta - Bunlar eski mi?
Köylünün biri ayakkabısının birini ustaya verir.
1.Köylü - Al kardeşim.
2.Köylü - Ben bir körüklü çizme yaptıracağım.
Usta - Yaz oğlum ufaklığa bir körüklü çizme.
1.Köylü - Başka ne iş yaparsınız?
Çırak - Lastik ayakkabıdan tut körüklü çizmeye kadar yaparız.
Köylü - Yapın bakalım da görelim.
Usta - Gel oğlum tezgahı kuralım.
Usta çırağını el ve dizleri üstüne yatık vaziyete getirerek ayağının birini kaldırıp kendi boynundan dolandırdığı iple bağlar. Çırağın sırtına oturur. Çekiç yerine de eline aldığı tahta parçasını kullanır.
Usta - Şap, şap, tak, tak.
Çırak - Uf, yeter be.
Usta çırağının ayağına vurmasıyla bağırmaya başlar. Usta bazen de çırağın kalçasına vurur.
1.Köylü - Usta, usta, sana bir haber getirdim.
Usta - Neymiş, deyiver babam.
Köylü - Eben ölmüş, yahu.
Usta - Allah rahmet eylesin nöörelim.
Köylü - Anan da ölmüş.
Usta - Nöörelim.
Ustanın oğlu - Amcam ölmüş.
Usta - Nöörelim.
Ustanın oğlu - Hüü, hüü, hüü (ağlar).
Usta - Ne oldu oğlum, neye ağlan?
Oğul - Anam ölmüş.
Usta - Nee? Anan mı ölmüş?
(Yerinden fırlayıp evine koşmak ister. Ancak altındakinin ayağı boynuna dolanmış olduğundan usta koşarken altındaki de sürüklenir. Bütün seyirciler bu tabloya güler.)
KIZ KAÇIRMA OYUNU
Kadınların kendi aralarında düzenledikleri eğlencelerde erkek kılığına girilerek oynanan çeşitli oyunlar günümüzde de yaygın bir biçimde oynanmaktadır.
Bu oyun, erkek kılığına giren kızların bir çadır basarak kız kaçırması üzerine kurulmuştur. Kızlar çok iyi plan hazırlayarak kıyafet değiştirirler. Kızın yakınlarına hiç bir şey sezdirilmez. Işıklar söndürülüp çadıra ani bir baskın yapılarak evin gelinlik kızı kaçırılır.
Oyan inandırıcı olarak hazırlandığı için herkes inanır. Kızın annesinin çığlıkları bütün obayı ayağa kaldırır. Olay ortaya çıkınca uzun süre gülme vesilesi olarak anlatılır.
DEVE OYUNU
Yörük düğünlerinde deve oyunu oynamak çok yaygındır. İki ya da üç kişiden oluşturulan ve üzerine bir örtü örtülen yapma deveyle deve sahibi rolünü üstlenen deveci, düğüne gelenleri karşılar. Bu arada çeşitli şakalarla bazen gelenleri, bazen de devesini döver. Devecinin şakaları, hareketleri, düğüne gelen konuklara hoş zaman geçirtir.
Kaynak Kişi: Prof. Dr. Erman ArtunÇukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat FakültesiTürk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi
YÖRÜKLERDE KÖY SEYİRLİK OYUNLARI
Yörükler nişanlarda, düğünlerde ve toplantılarda çeşitli halk oyunları oynarlar. Bunlardan bir kaçını şöyle sıralayabiliriz. Çiftetelli, üç ayak, sinsin, cirit vb.
Yörükler halk oyunlarının dışında seyirlik oyunlar da oynarlar. Bir kaç örnek verelim.
a. YÜSSÜK OYUNU
Çok yaygın oynanan bir oyundur. Oyuncular iki gruba ayrılır. Bir yüzük fincanlardan birinin altına konur. Bulan taraf diğer tarafa çeşitli cezalar verir. Bunlar yemek yedirme, tatlı aldırmadır.
TONGAVAT KALDIRMA (TONGAVIT) OYUNU
Mersin, Mut, Hacıahmetli köyü yörüklerinde düğünde misafirlere ikram edilecek yemeklerin büyük bir kısmı oğlan evinden gönderilir. Bu yemeklerin kız evine götürülmesi törenine tongavat kaldırma adı verilir. Yemekler, tongavat kocası denen bir erkekle yengeler eşliğinde çalgıyla götürülür. Düğün bayrağı dikilmiş ve düğün başlamıştır. Yiyeceklerin yanında ziyafette kesilmek üzere süslenmiş koç veya keçi oğlan evinde kesilirken bir cümbüş kurulur. Belli sayıdaki tongavatcı gençler tongavatcılar oyununu oynarlar. Oyun şöyle oynanır.
TONGAVATCILAR OYUNU:
Oyuncular:
1.Tüfekçi
2.Bayraktar
3.Denetleyici
4.Yemekçi
5.Tongavat kocası
6.Tongavat karısı yardımcısı
7.İki çocuk.
Olay oğlan evinde geçer.
Denetleyici - Haydin kız haydin eşekleri ney hazırla. Iraz nerdesin? Ahmet çabuk eşekleri hey hazırla, daha çok iş var.
Ahmet - Geliyorum yav, aceleniz ney? (Eşeği hazırlar).
Yemekçi - Ahmet ağa, neler gidecek, oduncular ney gittiler mi?
Ahmet - Onlar akşamdan gittiler, geldiler bile yav.
Denetleyici - Iraz, oy Iraz, yerin dibine mi battın kız? (Iraz elinde iki horozla gelir).
Iraz - Fatma abla, öyle bunların peşindeyim. Bunlar gidecek. Hindiden Yakup’un oğlu Mehmet gözü dikti. Düğünde gece yeriz deyi. Herkes yesin diye tutuverdim, belki çalarlar.
Fatma - Hindiden onların acelesi ne? Tahıl ney hazır mı? Yağ, fasulye, nohut nerde?
Iraz - Al kız, al iki keserler hepiciği hazır.
Fatma - Iraz abla, tahıl ney kaç havay?
Iraz - Dört havay Fatma, yetmez mi?
Fatma - Ne biley, hazar yeter.
Diğer komşular gelir.
Emine - Iraz aba kız, böyle ney mi gidecek bunlar, eğlenmeyecek miyiz?
Iraz - Ne bileyim a Emine, Ahmet pek sinirli.
Eşekler hazırlanır. Yüz yüklenir, oğlan evinin önünde üç silah atılır. Bayrak dikilir. Önde bayraklar, arkasında silahşörler, eşeklere tongavatcı karılar binerler. Arkalarına iki çocuk bindirilir.
Düğünlerde oynanan oyunlardan birisi de deve botlaması oyunudur.
DEVE BOTLAMASI OYUNU
Oyun, göç sırasında bir ailenin devesinin yavrulaması olayının ailede uyandırdığı mutluluk üzerine kurulmuştur. Oyun meydanda ve bir ateş etrafında oynanır. Odunun ateşi oyunun dekorunu tamamlar. Oyunda zenne rolünü kadın kılığına girmiş bir erkek oynar. Zenne müzik eşliğinde oynar. Bu oyunda geri zekalı bir arap tipi vardır. Arap bir tulumla güreş eder.
İki yaşlı yörük otururken devenin botlamak üzere olduğu haberi gelir. Bütün aile fertleri doğuma yardım ederler. İki kişinin oluşturduğu temsili deveyle bir kişinin temsil ettiği boduk (deve yavrusu) dinlenirken komşular çağrılır. Onlara ziyafet verilir. Bu arada çalgıcılar da getirilip şenlik kurulur. Şenlik sırasında ihtiyarla beraber karısı da oynar. Bu oyunları köy meydanında kadın erkek birlikte seyreder. Müstehcen diye nitelenebilecek konuşmalar, laf atmalar sürerken kimse rahatsız olmaz.
Oyunlar oynanırken arap sık sık ortaya girerek oyuna karışır. Arap kovalanırken ikinci bir oyun ortaya çıkar. Arap seyircilerin arasına kaçar. Bazılarının üzerinden atlar, bazılarının üzerine düşer. Bu kovalamaca sürerken bir ara arap elindeki tulumla gelip güreş tutar.
Oyun doğmaca oynandığı için oyuncular yeteneklerine göre güncel konuları işlerler. İmamın bir davranışı, muhtarın yanlış davranışı, köyün cimri zenginleri şakalarla eleştirilir.
Oyunun son bölümünde karı ile koca arasında doğan boduğa isim verilmesi konusunda bir tartışma çıkar. Kadın aile içinde kocası kadar kendisinin de söz hakkı olduğunu söyler. Tartışma uzar, kadın sözünü geçiremeyeceğini anlayınca ortadaki yoğurt kabını kocasının yüzüne kapatır. Koca da su kabını alıp karısının başında parçalar. Böylece oyun güldürücü bir sonla biter.
Oyuncuların makyajları köylüler tarafından yapılır. Cüce rolünü oynayan oyuncunun karnına bir erkek yüzü çizilir. Oyuncu karnını oynatarak hareketler yapar.
Bir diğer seyirlik yörük oyunu da Köşker oyunudur.
KÖŞKER OYUNU
Usta - Bu vatandaşların ayağı hep yalın kalmış.
Çırak - Ne yapacağız ya?
Usta - Çizme dikeceğiz.
Çırak - Çizme dikelim.
Usta - Bunlar eski mi?
Köylünün biri ayakkabısının birini ustaya verir.
1.Köylü - Al kardeşim.
2.Köylü - Ben bir körüklü çizme yaptıracağım.
Usta - Yaz oğlum ufaklığa bir körüklü çizme.
1.Köylü - Başka ne iş yaparsınız?
Çırak - Lastik ayakkabıdan tut körüklü çizmeye kadar yaparız.
Köylü - Yapın bakalım da görelim.
Usta - Gel oğlum tezgahı kuralım.
Usta çırağını el ve dizleri üstüne yatık vaziyete getirerek ayağının birini kaldırıp kendi boynundan dolandırdığı iple bağlar. Çırağın sırtına oturur. Çekiç yerine de eline aldığı tahta parçasını kullanır.
Usta - Şap, şap, tak, tak.
Çırak - Uf, yeter be.
Usta çırağının ayağına vurmasıyla bağırmaya başlar. Usta bazen de çırağın kalçasına vurur.
1.Köylü - Usta, usta, sana bir haber getirdim.
Usta - Neymiş, deyiver babam.
Köylü - Eben ölmüş, yahu.
Usta - Allah rahmet eylesin nöörelim.
Köylü - Anan da ölmüş.
Usta - Nöörelim.
Ustanın oğlu - Amcam ölmüş.
Usta - Nöörelim.
Ustanın oğlu - Hüü, hüü, hüü (ağlar).
Usta - Ne oldu oğlum, neye ağlan?
Oğul - Anam ölmüş.
Usta - Nee? Anan mı ölmüş?
(Yerinden fırlayıp evine koşmak ister. Ancak altındakinin ayağı boynuna dolanmış olduğundan usta koşarken altındaki de sürüklenir. Bütün seyirciler bu tabloya güler.)
KIZ KAÇIRMA OYUNU
Kadınların kendi aralarında düzenledikleri eğlencelerde erkek kılığına girilerek oynanan çeşitli oyunlar günümüzde de yaygın bir biçimde oynanmaktadır.
Bu oyun, erkek kılığına giren kızların bir çadır basarak kız kaçırması üzerine kurulmuştur. Kızlar çok iyi plan hazırlayarak kıyafet değiştirirler. Kızın yakınlarına hiç bir şey sezdirilmez. Işıklar söndürülüp çadıra ani bir baskın yapılarak evin gelinlik kızı kaçırılır.
Oyan inandırıcı olarak hazırlandığı için herkes inanır. Kızın annesinin çığlıkları bütün obayı ayağa kaldırır. Olay ortaya çıkınca uzun süre gülme vesilesi olarak anlatılır.
DEVE OYUNU
Yörük düğünlerinde deve oyunu oynamak çok yaygındır. İki ya da üç kişiden oluşturulan ve üzerine bir örtü örtülen yapma deveyle deve sahibi rolünü üstlenen deveci, düğüne gelenleri karşılar. Bu arada çeşitli şakalarla bazen gelenleri, bazen de devesini döver. Devecinin şakaları, hareketleri, düğüne gelen konuklara hoş zaman geçirtir.
Kaynak Kişi: Prof. Dr. Erman ArtunÇukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat FakültesiTürk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi
19 Mayıs 2010 Çarşamba
ATATÜRK VE MİLLİ KÜLTÜR
*Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. Bu sözü burada ayrıca izaha lüzum görmüyorum. Çünkü bu
Türkiye Cumhuriyetinin okullarında birçok vesilelerle eser halinde tesbit edilmiştir. 1936
*Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden mâna çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekâyı terbiye etmektir. 1936
*Türkiye Cumhuriyeti çocukları, kültürel insanlardır. Yani hem kendileri kültür sahibidirler, hem de bu özelliği muhitlerine ve bütün Türk milletine yaymakta olduklarına kanidirler. 1936
*Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyetinin temel dileği olarak temin edeceğiz. 1932
*Bir millî terbiye programından bahsederken, millî karakter ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyoruz. Temmuz 1924
*Şimdiye kadar takibolunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin gerilemesinde en mühim etken olduğu kanaatindeyim. Onun için millî terbiye programından bahsederken eski devrin hurafatından ve yaradılışımızla hiç de münasebetli olmayan yabancı fikirlerden, Doğudan ve Batıdan gelen tesirlerden tamamen uzak millî seciye ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü millî dâvamızın inkişafı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir. Lâlettayin bir yabancı kültürü şimdiye kadar izlenen yabancı kültürlerin neticelerini tekrar ettirebilir. Kültür zeminle mütenasiptir. O zemin milletin seciyesidir. 15 Temmuz 1921
*Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, yüksek kültürde ve yüksek fazilette dünya birinciliğini tutmaktır. 3.8.1932
*Dünyanın bellibaşlı milletlerini esaretten kurtararak, hâkimiyetlerine kavuşturan büyük fikir cereyanları; köhne müesseselere ümit bağlayanların, çürümüş idare usullerinde kurtuluş kuvveti arayanların amansız düşmanıdır. 1923
*Geçen Kurultaydan bugüne kadar kültürel ve sosyal alanda başardığımız işler Türkiye Cumhuriyetinin millî çehresini kesin çizgilerle ortaya çıkarmıştır. 1935
*Yeni harfleri, millî tarihi, öz dili, sanatı, ilmi, müziği, teknik kurumlarıyla kadını erkeğe her hakta eşit, modern Türk sosyetesi bu son yılların eseridir. 1935
*Türk Milleti, ancak varlığını derin ve sağlam kültür sınırlarıyla çizdikten sonradır ki onun yüksek kapasitesi ve fazileti milletlerarasında tanınır. Türk Milletine fıtrî rengini veren bu inkılâplardan her biri çok geniş tarihi devirlerin öğünebileceği büyük işlerden sayılsa yerindedir. 1935
*Biz cahil dediğimiz zaman mektepte okumamış olanları kasdetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikatı bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikatı gören hakiki âlimler çıkabilir. 22.3.1923
*Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. 1923
*Geçen Kurultaydan bugüne kadar kültürel ve sosyal alanda başardığımız işler Türkiye Cumhuriyetinin millî çehresini kesin çizgilerle ortaya çıkarmıştır. 1935
*Yeni harfleri, millî tarihi, öz dili, sanatı, ilmi, müziği, teknik kurumlarıyla kadını erkeğe her hakta eşit, modern Türk sosyetesi bu son yılların eseridir. 1935
*Türk Milleti, ancak varlığını derin ve sağlam kültür sınırlarıyla çizdikten sonradır ki onun yüksek kapasitesi ve fazileti milletlerarasında tanınır. Türk Milletine fıtrî rengini veren bu inkılâplardan herbiri çok geniş tarihi devirlerin öğünebileceği büyük işlerden sayılsa yerindedir. 1935
*Kültür dediğimiz zaman bir insan cemiyetinin, devlet hayatında fikrî hayatında, iktisat hayatında yapabilecekleri şeylerin muhassalasını (toplamını) kastediyoruz ki, medeniyet de bundan başka bir şey değildir. 1929
*Kültür dediğimiz zaman bir insan cemiyetinin, devlet hayatında fikrî hayatında, iktisat hayatında yapabilecekleri şeylerin muhassalasını (toplamını) kastediyoruz ki, medeniyet de bundan başka bir şey değildir. 1929
*Şimdiye kadar takibolunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin gerilemesinde en mühim etken olduğu kanaatindeyim. Onun için millî terbiye programından bahsederken eski devrin hurafatından ve yaradılışımızla hiç de münasebetli olmayan yabancı fikirlerden, Doğudan ve Batıdan gelen tesirlerden tamamen uzak millî seciye ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü millî dâvamızın inkişafı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir. Lâlettayin bir yabancı kültürü şimdiye kadar izlenen yabancı kültürlerin neticelerini tekrar ettirebilir. Kültür zeminle mütenasiptir. O zemin milletin seciyesidir. 15 Temmuz 1921
*Telif Hakkı © http://www.forumformal.com/ Tüm hakları saklıdır
*Kaynak: http://www.forumformal.com/ataturk-un-kultur-ile-ilgili-soyledigi-sozleri-t7877.html
Bazilikalar
Sit alanında, bugün ayakta duran dört Bizans bazilikası mevcuttur.
Bunlardan en görkemlisi, obruğun kuzeyindeki Papylos tarafından yaptırılmış olanıdır.
*Telif Hakkı © www.mersin.web.tr Tüm hakları saklıdır
Bunlardan en görkemlisi, obruğun kuzeyindeki Papylos tarafından yaptırılmış olanıdır.
*Telif Hakkı © www.mersin.web.tr Tüm hakları saklıdır
Helenistik Kule
Şehri çevreleyen surların kuzeydoğu kenarında bulunan 5 katlı kule 16x13 m. oturumunda ve 23 m. yüksekliğinde olup yapımında hiç harç kullanılmamıştır. Her katı kendi içinde bölümlere ayrılmış olan kule, yöneticilerin yaşadığı bir mekan olduğu kadar, tehlike anında halkın sığındığı ve şehir hazinesinin korunduğu güvenli bir yer olarak ta kullanılmaktaydı.Kule kapısı üzerindeki yazıttan, M.S III. yüzyılın 2. Yarısında Tarkyares tarafından yaptırılmış olduğu anlaşılan kule, geçirdiği yangın sonucu vali Petronius'un emriyle M.S III. yüzyıl sonlarında onarım görmüştür.
*Telif Hakkı © www.mersin.web.tr Tüm hakları saklıdır
Kanlıdivane
Kanlıdivane Erdemli-Silifke karayolunun 3 km. kuzeyindedir.
Antik çağdaki adı, Kanytelis olan kent büyük bir obruğun etrafına kurulmuştur. Burası Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim merkezi olarak kullanılmıştır.
Helenistik Kule, bazilikalar ve nekropoller en önemli arkeolojik kalıntılardır.
*Telif Hakkı © www.mersin.web.tr Tüm hakları saklıdır
Antik çağdaki adı, Kanytelis olan kent büyük bir obruğun etrafına kurulmuştur. Burası Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim merkezi olarak kullanılmıştır.
Helenistik Kule, bazilikalar ve nekropoller en önemli arkeolojik kalıntılardır.
*Telif Hakkı © www.mersin.web.tr Tüm hakları saklıdır
Ayaş
Mersin'e 55 km. uzaklıkta, Erdemli - Silifke karayolu üzerindedir. Kent önce ada üzerinde kurulmuş, daha sonra Roma ve Bizans döneminde bugünkü Ayaş köyünün bulunduğu yerde gelişmiştir.
Başlıca kalıntıları tiyatro, tapınak, liman kompleksi, su deposu ve su kemeri, hamamlar, lahitler, anıt mezarlar ile Bizans döneminden kalma bazilikalardır. Kapadokya Kralı Arkeolos'un sarayının ada üzerinde olduğu söylenir.
Ada ile kara arasında deniz, zamanla dolarak bugünkü duruma gelmiştir.
*Telif Hakkı © www.mersin.web.tr Tüm hakları saklıdır
Başlıca kalıntıları tiyatro, tapınak, liman kompleksi, su deposu ve su kemeri, hamamlar, lahitler, anıt mezarlar ile Bizans döneminden kalma bazilikalardır. Kapadokya Kralı Arkeolos'un sarayının ada üzerinde olduğu söylenir.
Ada ile kara arasında deniz, zamanla dolarak bugünkü duruma gelmiştir.
*Telif Hakkı © www.mersin.web.tr Tüm hakları saklıdır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



